Türkiye’nin Cari Açığı: Endişe Edilmeli Mi Edilmemeli Mi?

cari açık

Türkiye’nin cari açığı geçtiğimiz yıl azalma göstermesine rağmen hala yüksek değerler almaktadır.

Arzu Karaarslan
Dağ Medya Ekonomi Yazarı 
Şırnak
https://twitter.com/ArzuKaraarslan

available in English

arzumakale

Türkiye’nin 1997 ile 2013 yılları arasındaki cari hesapları yıllara göre aşağıda yer almaktadır. Daha net anlaşılabilmesi açısından cari açık rakamları Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın yüzdesi olarak ifade edilmiştir. Verilere göre Türkiye’nin cari hesabı 1999’dan bu yana açık vermektedir. Burada asıl can alıcı nokta ise açığın artan eğilim göstermesi.  2000 ve 2006 yılları arasında cari açık GSYH’nın yüzde 3’ü iken 2006 yılından bu yana neredeyse iki kat artarak yüzde 6’ya ulaşmış.

Türkiye’nin Cari Hesabı/GSYH (%)

cari açık

 *Kaynak: Ekonomi Bakanlığı

Peki, cari açık Türkiye ekonomisi için endişe verici midir? Eğer bu rakamlar tersine dönmezse Türkiye herhangi bir bedel ödeyecek mi? Bu soruların cevabına ulaşabilmemiz için bir ülkenin cari hesaplarını iki şekilde ifade edebileceğimizi bilmekte fayda var. Birinci şekildeki ifade de: cari hesap bir ülkenin ticaret dengesi (net ihracat) artı yurt içinde elde edilen üretim faktörleri eksi ülkede kullanılan yabancı üretim faktörlerine eşittir. İkinci şekilde ifadesi ise ulusal gelir ilişkileri ile elde edilebilir; buna göre cari hesap bir ülkenin tasarrufları (kamu ve özel sektör) ile yatırımları arasındaki farktır. Hangi şekilde ifade edilirse edilsin cari açık bir ülkenin dünyanın geri kalanına borçlu olduğunu gösterir ve bu borçların eninde sonunda ödenmesi gerektiği de aşikardır.


Cari hesaplardaki açığın sorun teşkil edip etmediği bu borçların nasıl kullanıldığına bağlıdır. Eğer bu açık devlet ve özel kesimin gelirlerinden fazla harcadığını yani bir nevi ülkenin ayağını yorganına göre uzatmadığı şeklinde ise Türkiye büyük bedeller ödeyebilir bu aynı zamanda hem özel sektörün hem de kamu sektörünün gelecekte daha az tüketim yapabileceklerini gösterir. Fakat eğer yabancılar yeni ve verimli yatırımların yapılmasını finanse ediyorlarsa açığın geleceğe yansımaları ekonomi açısından zorlayıcı olmayacaktır. Aksine bu şekilde ortaya çıkan cari açıklar bugünün tüketimini azaltmadan yatırımları arttırdığından aslında faydalı olarak bile düşünülebilirler.

Peki, Türkiye hangi kapsamda değerlendirilebilir. Türkiye’nin sürekli ve büyük olan cari hesaplarındaki açık endişe duyulacak bir durum ihtiva ediyor mu? Ne yazık ki Türkiye’nin söz konusu durumu hiçte iç açıcı görünmüyor. Cari hesaplara dış ticaret açığı artı kazanılan yabancı gelirler şeklinde bakıldığında; Türkiye’nin cari açığının büyük bölümüne dış ticaret açığının sebep olduğu ortaya çıkıyor ki bu da aslında Ülke’nin rekabetçi olmadığının bir göstergesi şeklinde değerlendirilebilir. Bütün bunların yanı sıra ihracatının büyük bir bölümü aslında ithalata dayalı görünmekte. Daha açık olmak gerekirse 2012 yılında Ekonomi Bakanlığı tarafından hazırlanan Türkiye’nin İthalat Haritası’na göre 2011 yılında, Türkiye’de 100 dolarlık imalat yapmak için 43 dolarlık ara malı ithal edilmiş. Bu rakam 2008 yılında 41 dolar, 2009 yılında 38 dolar, 2010 yılında 40 dolar olarak tespit edilmiştir. Dahası İthalat edilen ara/yatırım malının yüzde 58′i ise ihraç edilmektedir. Cari açığa tasarruf ve yatırımlar arasındaki fark olarak bakıldığında ise Türkiye’nin cari açık sorunun ciddiyeti daha net görülüyor. Geçtiğimiz son yirmi yılda Türkiye’de tasarruflar giderek azalmıştır. Öyle ki 1987 de yüzde 25 olan tasarruf oranı 2010 yılına gelindiğinde yüzde 13’e gerilemiştir.

Bu olumsuz tablo Türkiye’deki ekonomi otoriteleri tarafından da fark edilmiş ve cari açığın azaltılmasına yönelik ilgili otoriteler bazı adımlar atmaya başlamışlardır. Bu bağlamda; ithal ara malların dış ticaret açığı üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmaya yönelik stratejik yatırımları da içerecek şekilde 2012 yılında Yeni Teşvik Sistemi düzenlenmiştir.  Bunlara ek olarak hükümet, özel emeklilik sisteminde ciddi değişiklikler yaparak tasarrufların arttırmasına katkı sağlamaya çalışmıştır. Ne yazık ki Türkiye’nin mevcut durumu göz önüne alındığında atılan bu adımlar yeterli değildir.  Sürdürülebilir büyüme ve cari hesap dengesinin sağlanabilmesi için özellikle kamu tasarruflarını arttırıcı ve ekonomiyi daha rekabetçi hale getirecek yapısal değişikliklerin gerçekleştirilmesi gerekiyor.

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*